
Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Minimal İnvaziv Jinekolojik Endoskopi Platformu etkinlikleri düzenlendi. Etkinlikte alanında uzman akademisyenler, hekimler ve hastalar deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.
Etkinlikte Bilim İnsanlarından ve Hastalardan Bilgilendirici Paylaşımlar
Mart ayı boyunca tüm dünyada endometriozis konusuna dikkat çekilirken, Antalya’da da bilgilendirici bir program hazırlandı. Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinliğe, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu, Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri ve çok sayıda akademisyen, öğrenci ve hasta katıldı. Program, Antalya Devlet Konservatuvarı sanatçılarının kısa dinletisiyle başladı.
Endometriozis Hakkında Güncel Bilgiler ve Tanı Zorlukları
Yaygınlık ve Tanı Süreçleri
Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, toplumda her 10 kadından birinde görülen endometriozis hastalığına dikkat çekerek, “En belirgin semptomu karın ağrısı olan bu hastalıkta teşhis ortalama 6-7 yıl sürebiliyor. Pek çok hasta uzun süre farklı doktorlara başvurmak zorunda kalabiliyor” dedi. Özkan, hızlı ve doğru tanı ile tedavinin önemini vurguladı.
Hastalığın Zorlukları
Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu ise, “Endometriozis hastalığı hem hasta hem de hekim için oldukça meşakkatli bir süreçtir. Tanı ve tedavi süreci bazı durumlarda uzun ve yorucu olabilmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Hastalığın Toplumsal ve Bireysel Etkileri
Tanı Gecikiyor, Tedavi Zorlaşıyor
Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selen Doğan ise, “Dünya genelinde kadınların toplumsal görünürlüğü kadar sağlık sorunlarının da görünür olması gerekir. Endometriozis, semptomları sıklıkla göz ardı edilen veya normalleştirilen bir hastalıktır. Bu nedenle farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması çok değerlidir” dedi.
Doğurganlık ve Üreme Sağlığı
Tüp Bebek Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Murat Özekinci, endometriozisin doğurganlık üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Bu hastalık üreme çağındaki her 10 kadından birini etkilerken, kronik ağrı yaşayan kadınların yarısından fazlasında da görülmektedir. Özellikle üreme rezervi düşük olan hastalarda, tanı sonrası üreme geleceğinin uzmanlar tarafından planlanması önemli” bilgisini aktardı.
Hastalardan Gerçek Yaşam Hikâyeleri
Etkinlikte söz alan hastalar, endometriozis ile mücadele süreçlerini anlattı. 24 yaşındaki Berna Yıldırım, 16 yaşından itibaren yaşadığı şiddetli ağrılar nedeniyle yıllarca yanlış tanılar aldığını, kilo kaybı ve psikolojik destek süreçleri yaşadığını paylaştı. Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Gülçin Gültekin, 15 yıl boyunca teşhis alamadığını ve hastalığın sosyal hayatını ciddi şekilde etkilediğini ifade etti. Tıbbi sekreter Hülya Uçar ile hemşire Hatice Gülsüm Yücel de, doğru teşhis ve etkili tedavi ile hayat kalitelerinin arttığını belirtti.
Uzmanlardan Genç Kadınlara Uyarılar
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan, toplumda adet sancısının sıradan bir durum olarak görülmesinin yanlış olduğunu vurgulayarak, şiddetli ağrıların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. “Ağrı nedeniyle işe ya da okula gidememek, sosyal hayatın kısıtlanması normal değildir. Erken teşhis, hastalığın seyrini tamamen değiştirebilir” dedi.
Tarihsel Perspektif ve Tedavi Olanakları
Doğan, tarihte endometriozis semptomlarının yanlış anlaşılmasının kadınların yaşamını olumsuz etkilediğini, günümüzde ise robotik cerrahi ve modern yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabildiğini belirtti. “Doğru hekim ve merkezle endometriozis kader olmaktan çıkabilir” mesajı verildi.
Etkinlik, katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
